Bugünkü yazı konumuz, doğru zannetiğimiz ama yanlış olarak dilimize yerleşmiş olan atasözü ve deyimler. Şimdi bunlar nelermiş bir bakalım

1. YANLIŞ, Haydan gelen huya gider.
Doğrusu “Hayy’dan gelen Hu’ya gider.” Allah’tan gelen Allah’a gider anlamına gelen bir tasavvufi mantalitenin sistematik düşüncesidir. Hayy ve Hu; Allahın isimlerindendir. Burada anlatılmak istenen Allah tarafından sınav için kendisine para verilen kişinin , ne oldum delisi haline gelip parayı çarçur etmesini konu alır.

2. YANLIŞ, Azimle sıçan duvarı deler.
Doğrusu “Azimli sıçan(fare) duvarı deler.” Konunun sıçmak eylemiyle ilgisi olmadığı çok açık.

3. YANLIŞ, Göz var nizam var.
Doğrusu “Göz var izan var.” İzan kelimesi anlayış, anlama yeteneği anlamına gelir. Ama nizam kelimesi ise düzen,kural anlamlarına gelir.

4. YANLIŞ, Aptala malum olurmuş.
Doğrusu “Abdala malum olurmuş.” Türkçe’de aptal kelimesi olmayacak işleri yapıp kendilerini komik duruma düşürenler için kullanılırken, atasözünde bahsi geçen abdal ise derviş anlamındadır.

5. YANLIŞ, Kısa kes Aydın havası olsun.
Doğrusu “Kısa kes Aydın abası olsun.” Aba aydın yöresinde kullanılan bir yöresel kıyafettir. Efelerin dizlerini açıkta bırakan bir giyecektir.

6. YANLIŞ, Su uyur düşman uyumaz.
Doğrusu “Sü uyur, düşman uyumaz .” Sü kelimesi Farsça’da asker anlamına gelir.

7. YANLIŞ, Saatler olsun.
Doğrusu “Sıhhatler olsun.” Sıhhat, sağlık anlamına gelir. “Şifa bul” demenin değişik bir şeklidir. Saatle ne ilgisi var bilen gelsin.

8. YANLIŞ, Su küçüğün, söz büyüğün.
Doğrusu “Sus küçüğün ,söz büyüğün.” İlk cümlede geçen su ile ikinci cümlede geçen söz arasında bir bağ kurun… Kuramadınız değil mi? Çok normal, çünkü saçma bir anlam çıkıyor ortaya! Ama doğrusunu okuduğumuz zaman bi’ “Haaa!” oluyorsanız, doğru yoldasınız demektir.

9. YANLIŞ, Elinin körü.
Doğrusu “Ölünün kûru.” Kûr kelimesi, mezar anlamına geliyor. Organlarımızla veya görme engelli insanlarla hiçbir bağlantısı olmayan bir söz.

10. YANLIŞ, Sıfırı tüketmek.
Doğrusu “Zafiri tüketmek.” Zafir, ‘nefes’ demekmiş, yani ‘nefesi tüketmekten’ bahsetmiş atalar. Ama tamam kabul ediyorum, yanlış bilineni orijinaline en yakın anlamlı olan bu… Uyduran iyi uydurmuş yani!

11. YANLIŞ, Eni konu.
Doğrusu “Önü sonu.” Eni ile konu ne alaka diye oturup hiç düşünmediniz ama yeri gelince söylüyorsunuz bedava lafı ;). Doğrusu ‘önü sonu’ imiş arkadaşlar. Deyimin kullanılma yeri de ‘bir şeyin etraflıcasını belirtmek’…

12. YANLIŞ, Geçti Bolu’nun pazarı, sür eşeği Niğde’ye.
Doğrusu “Geçti Bor’un pazarı, sür eşeği Niğde’ye.” Atasözünde ismi geçen Bor, bir maden değil. Bilakis Niğde’nin bir ilçesi. Zamanında sebze pazarının saatini kaçıranlar için söylenen bu söz nasıl olmuşta 500 km. yanılgıya sebep olmuş acaba?

13. YANLIŞ, Ana gibi yar, Bağdat gibi diyar olmaz.
Doğrusu “Ane gibi yar, Bağdat gibi diyar olmaz.” Anasını çok seven sağır bir delikanlı zamanında duymamış da uydurmuş heralde! Deyimde aslında bahsedilen Ane, Bağdat’ta bir yar, yani uçurum. “Ane gibi uçurum, Bağdat gibi diyar olmaz” demiş atalar. Ne Ane’nin ana ile, ne de yar kelimesinin sevgili anlamındaki yar ile bir ilgisi yok.

14. YANLIŞ, Güzele bakmak sevaptır.
Doğrusu “Güzel bakmak sevaptır. ” Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, bir mahalle delikanlısı varmış. Bir gün tesbih sallayıp mahallede dolanırken çok güzel bir kız görmüş ve ona bakmaya başlamış. O kadar kesmiş o kadar kesmiş ki kızı, kız rahatsız olup yanına gelmiş ve “Ne bakıyorsun be!” diye çıkışmış. Ters laf yemeye alışkın olmayan mahallenin efesi, kahvede imam Cemal emmiden duyduğu “Güzel bakmak sevaptır mübarekler” sözünü o heyecanla yarım yamalak hatırlayıp “Güzele bakmak sevaptır yavrum” demiş ve kız bu sözden çok etkilenip abimizle evlenmiş. Onlar ermişler muradına da, ağır abi kız tavlarken güzelim sözü perişan edip bırakmış, onu ne yapacağız? Bu deyimin muhtemel değişme hikayesi buna benzer bir şeydir diye düşünüyorum ama neyse, biz mevzumuza dönecek olursak, güzele değil güzel bakmak sevaptır!

15. YANLIŞ, Fukaranın düşkünü beyaz giyer kış günü.
Doğrusu “Zürefanın düşkünü beyaz giyer kış günü” Daha önce iyi bir durumda olan kişi bu konumunu kaybettiğinde uygun olmayan, yersiz davranışlarda bulunur

16. YANLIŞ, Altı kaval, üstü şişhane.
Doğrusu “Altı kaval, üstü şeşhane.” Bu atasözü günümüzde giyinmeyi bilmeyen kişiler için kullanılıyor. Ama aslı hiç te öyle değil.
Kaval: namlu mermiyi nereye atacağı çok da kestirilemeyen düz bir borudur.
Şeşhane: mermiyi atış ekseni etrafında döndürerek çok daha hassas nişan almayı sağlayan altı yivli namludur

17. YANLIŞ, Eşek hoşaftan ne anlar .
Doğrusu “Eşek hoş laftan ne anlar.” Bizim insanımız bu deyimi de değiştirdiği gibi , bir de ilave yapmıştır. Suyunu içer ,tanesini bırakır diyerek.

İlk Yorumu Siz Yapın